kocaeli avukat
betexper
izmir escort
hd seks filmi
kaçak bahis siteleri kaçak iddaa siteleri canlı casino siteleri
izmir escort

anadolu yakası escort ataşehir escort

izmir escort
gaziantep escort

casino siteleri Mobilbahis Slotbar casino siteleri

betpas mariobet 1xbet

istanbul escort türbanlı escort şişli escort bağcılar escort halkalı escort esenler escort bakırköy escort mecidiyeköy escort fatih escort kayaşehir escort
antep escort gaziantep escort bayan gaziantep rus escort mobil porno türk porno

sakarya escort sakarya escort sakarya escort serdivan escort webmaster forum

serdivan escort serdivan escort serdivan escort hendek escort ferizli escort geyve escort akyazı escort karasu escort sapanca escort







‘ÇOCUKLAR İÇİN MÜCADELE EDELİM’ (11.09.2021)

11 Eylül 2021 10:39
‘ÇOCUKLAR İÇİN MÜCADELE EDELİM’ (11.09.2021)

Pedagog Hakan Şahintürk, yüz yüze eğitime yeniden başlandığı dönemde bazı uyarılarda bulundu. Şahintürk, okuldaki işleyişe öğrenci merkezli bakılması gerektiğine dikkat çekerek, “Bütün eğitimci arkadaşlar ‘Bir nesil kayboldu’ dedi. Hayır, kaybetmeyelim! Biz mücadele edelim. Elimizden geleni yapalım. Bütün eğitimciler bir araya gelelim, bir akıl birliği oluşturalım” dedi.

Covid-19 pandemisinin fiziksel zararlarının yanı sıra psikolojik etkileri de gözle görülür şekilde artmaya başladı. Pandemi ile birlikte kısıtlamalar, tedbirler ve sokağa çıkma yasaklarının ardından yeni normalleşme kavramına adapte olmak da oldukça zor hale geldi. Yeni normale adapte olmakta en çok zorlanan kesim ise çocuklar. Yüz yüze eğitimin başlaması ile güvenli olarak gördükleri evlerinden, okullara eğitim almak için giden çocuklar; okulun yeni düzenini anlamaya çalışıyor. Farklı bir düzeni beraberinde getiren maske ve mesafe gibi kuralların yanı sıra ilk defa okula başlayan birinci sınıflar için ise durum daha karmaşık. Pedagog Hakan Şahintürk, çocukların okula ve arkadaşlarına adapte olma süreciyle ilgili Kaleninsesi Gazetesine verdiği röportajda, okuldaki işleyişe öğrenci merkezli bakabilmenin önemine değinerek, “Takıntılı şekilde sürekli el yıkama, sınıfta duramama, arkadaşlarıyla iletişim kurmak istememe, maskeyle oturamama ya da ağlama nöbetleri olabilir. Bu davranışlar bir haftayı geçiyorsa uzmandan yardım almaları gerekiyor” dedi. Şahintürk, eğitim sendikalarının bir araya gelerek Milli eğitim Bakanlığı’na uygulanabilir öneriler götürmesi gerektiğinin altını çizerek, “Çocuklara hem akademik anlamda hem duygusal anlamda tüm gelişim alanlarında; ‘Desteklerimiz nasıl olur?’ sorusunun cevabını bulalım” dedi.

 

“OKULLARIN SOSYAL İŞLEVİ VAR”

Covid-19 pandemisinin ardından yeniden yüz yüze eğitim başladı. Bu sürece dair neler söylemek istersiniz?

Çocukların okullardaki davranışlarının yaklaşık 2 yıldır süren dünya sağlık problemiyle ilgili olduğunu bilmemiz gerekiyor. Tüm eğitimci arkadaşlara bunu öneriyorum. Çocuklar okula neden giderler? Öğrenmek için. Ama okulun başka işlevleri de var. Sosyal işlevi var mesela. Çocuk kantinde birbiriyle şakalaşacak, arkadaşıyla bahçede oynayacak, öğretmenini kızdıracak, ceza alacak ya da almayacak. Keyifli zaman geçirecek. Bunların hiçbiri 2 yıl boyunca olmadı. Biz birde çocukların bu duygularla baş etmesini istedik. ‘Oturun, bilgisayarın başında ders dinleyin dedik. Bu durum çocukluk yaş döneminde onların gelişimi açısından çok sıkıntılı.

“Hep tedirginlik yaşadılar”

“Arkadaşları ile duygudaşlık yapamıyorlar”

Çocuklar nasıl duygusal süreçler geçirdi?

Çocuklar, duygularını ailelerine çoğunlukla anlatamadılar. Hep tedirginlik yaşadılar. Kaygı içerisinde, olumsuz duygularla baş etmeye çalıştılar. Çocukları okullara birden gönderilmiş olsak da okullarda yine maske, sosyal mesafe, mikrop korkusu ve tedirginlik var. Çocukları davranışsal ve duygusal anlamda rahatsız oluyor. Maskeyle ilgili kaotik bir durum var. Birbirleri ile iletişimleri de çok zor hale geldi. Arkadaşları ile duygudaşlık yapamıyorlar. Okula daha önceden gelen öğrencilerde okula döndüklerinde farklı buluyorlar. Herkes maskeli. Ameliyata gibi. Bazı aileler çocuklarına sağlıklı şekilde yaklaştıkları ve gerekli duygusal desteği verdikleri için o çocuklar duygusal anlamda bu dönemi daha sakin geçirebildiler.

Bu süreci öğretmenler için nasıl yorumluyorsunuz?

Öğretmen arkadaşların, öğretmenlik becerisi de bu anlamda önemli. Herkesin sorunları, yaşayabileceklerini bir sınıf içinde yoğurup onlara karşı tutum ve davranışlarını nasıl sürdüreceğini organize etmesi çok önemli. Öğretmenlerde yıprandı. Öğretmen arkadaşlara büyük görevler düşüyor. Özellikle okulların rehberlik servislerine, çocuklara duygusal anlamda destek verecek çalışmalar yapmalarını öneriyorum. Duygularını anlatabilecek, empati kavramını biraz daha arttırabilecek, birbirleriyle olan iletişimlerini biraz daha olması gereken gibi sağlayabilecek çalışmalar yapmalılar. Duygusal okur yazarlık eğitimi verilmesi gerekir.

“ÖĞRETMEN OLMAKTA YORULMAYI GEREKTİRİYOR”

Öğretmenlere önerileriniz neler?

Öğretmen arkadaşların, çocukları sınıfta tutabilmeyle ilgili öğretmenlik becerilerini geliştirmeleri, daha şefkatli daha nazik olmalarını ve biraz daha mücadele etmeleri gerekir. Çocuklar çok zor dönemden geçti. Hassasiyetleri arttı. Öğretmenlerin Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü sitesinde bu anlamda kendilerini geliştirmeleri için çeşitli kaynaklar var. Öğretmen, sınıfa girdiğinde ‘Ben senin için varım’ diyebilmeli. Beden dili ile ‘Ben senin öğretmeninin. Sana her şartta sevgi vereceğim. Bu öğrendiklerinin hayatta şu işine yarayacak’ diyebilen öğretmenlere ihtiyacımız var. Çocuğa her şartta gönlü ile sarılabilen öğretmenlere ihtiyacımız var. Çocukların bilişsel gelişimi duygusal gelişimi ile birlikte olduğunda çocuk sorunlarına kendi öz denetimiyle oldukça çabuk çözüm üretebiliyor. Bu da çocuğun gelişimine ciddi katkılar sağlıyor. Öğretmen arkadaşlar bu dönemde yorulacaklar ama öğretmen olmakta yorulmayı gerektiriyor. 

“ÇOCUKLAR DEZAVANTAJLI BİR DURUMDALAR”

Çocuklarda bu sürecin yansımaları nasıl olur? Nasıl bu durum aşılabilir?

Çocukların özellikle bu dönemde istenmedik tepkiler vermesi, zorbalık yapması arkadaşları ve öğretmenlilerini bu anlamda rahatsız etmesi mümkün. Çocukların, duygusal zeka eğitimi ailede başlayarak okullarındaki hayatlarında da yansıtılmalı ve bunun bir program halinde olması gerekir. Hatta ders halinde, rehberlik çalışması halinde, yapılmasının taraftarıyım. Öğrencinin daha mutlu ve keyifli şekilde eğitim öğretime adapte olacağına dair rehberlik çalışmaları yapmak çok önem arz ediyor. Öğrencinin yanındayım. Öğrencinin kendi denetimini, öz denetimini hissetmediği taktirde öğrencinin akademik gelişimi anlamlı olmuyor. Öğrenci öncelikli olarak neler yapabileceğinin farkında olacak. Duygularının farkında olacak. Çocuklara, 'Biz senin yanındayız. Kötü günler geçirdik. Bunlar bitecek. Senin için elimizden geleni yapacağız' mesajları veriyor olmak çok önemli.

“OKULDAKİ İŞLEYİŞE ÖĞRENCİ MERKEZLİ BAKABİLMEK GEREKİYOR”

Çocuklar hiç böyle toplumsal bir sağlık sorununu görmediler. Biz yetişkinler bile görmedik. Bu boyutta; dünyayı sağlık, ekonomik, sosyal yani her alanda zorlayan bir sorunla karşılaşmadık. Yetişkinler olarak bu kadar çok etkilendiysek çocukların etkilenmesi de çok normal. Çocuk oynamak ister. Arkadaşları ile iletişim kurmak ister, yaşına göre aktivite yapmak ister. Ama biz bunların hepsine ‘dur’ dedik. Çocukların bu anlamda kaygı yaşaması ve bunları korkuya dönüştürmesi çok normal ve normal davranmaması çok normal. Çünkü çocuklar dezavantajlı bir durumdalar. Çocuklar için sosyalleşmek, kurallı yaşamayı öğrenmek, öğretmen sevgisini yaşamak çok özel bir şey. Öğretmeninde öğrencilerini ekranda görmeye başlaması o kadar zorlayıcı oldu ki. Öğretmen arkadaşlar çok zorlandılar. Önemli olan sınıflardaki öğrenci sayısını az tutabilmek, okuldaki işleyişe öğrenci merkezli bakabilmek gerekiyor.

“ANNE BABALAR ÇOK ZORLANDILAR”

Veliler de oldukça kaygılı. Çocukların eğitimleri açısından değerlendirmeleriniz neler?

Akademik anlamda da çocuklar çok zorlandı. Hiç bilmedikleri öğretim yöntemi olan uzaktan öğretim yöntemiyle çocukları eğitmeye çalıştık. Zorlandılar. Uzaktan eğitim var ama bunlar yetişkinler için. İlkokul birinci sınıftaki çocuğa okuma yazma becerisini ekrandan öğretmek kadar zor bir şey yok. Becerikli anne babalar bu anlamda desteklediler çocuklarını. Ama köydeki hayvan yetiştiricisi anne babanın bahçesi, bağı var. Çocuğuyla mı ilgilensin? Bağı bahçesiyle mi ilgilensin? Çalışan anne babalar çok zorlandılar.

İlköğretim birinci sınıfa başlayan çocuklar için bu sene biraz daha zor. Ailelere önerim; öğretmenlerin çocuklara verdikleri ödevleri onların yerine yapmaya çalışmasınlar. Ödev sorumluluğu çocukta olmalı. Yanında oturmasınlar. Çocuk istemediği taktirde yardım etmesinler. Çocuğa ödevin bilgilerin kalıcı olması için verildiğini doğru şekilde anlatsınlar.

 

“UYGULANABİLİR ÖNERİLER BULALIM”

Çocukların içinde bulunduğu olumsuz atmosfer nasıl yok edilebilir?

Okuma yazma öğrenemeyen çocuklar var. İkinci sınıftakiler pekiştiremediler. Akademik anlamda çok zorlu bir dönemdeyiz. Bütün eğitimci arkadaşlar ‘bir nesil kayboldu’ dedi. Hayır, kaybetmeyelim! Biz mücadele edelim. Elimizden geleni yapalım. Bütün eğitimciler bir araya gelelim, bir akıl birliği oluşturalım. Çocuklara hem akademik anlamda hem duygusal anlamda tüm gelişim alanlarında; ‘Desteklerimiz nasıl olur?’ sorusunun cevabını bulalım. Sendikalar birbirleriyle tartışmaktan vazgeçsinler. Milli Eğitim Bakanlığı’nın kapısını çalsınlar. Uygulanabilir önerilerle çocukların gelişimine katkıda bulunacak çalışmalar yapılmasını bir eğitimci olarak isterim.

 

 

Her yeni okul döneminde gözlemlenen ‘oula uyum’ bu dönemde de görüldü. Nedenleri neler?

 

Okula uyum sorunu en büyük problem. Anne babasına sağlıklı bir şekilde bağlanmamış, bağımlı olmuş çocuğun okula uyumu güçleşir. Artı olarak pandemiyi yaşadık. Çocuklar için ev güvenli bir yerdi. Evde mikrop yoktu. Çocuklarda dışarda mikrop bulaşır mı korkusu var. Bu anlamdaki düşünceleri davranışlara yansıyabilir. Takıntılı şekilde sürekli el yıkama, sınıfta duramama, arkadaşlarıyla iletişim kurmak istememe, maskeyle oturamama ya da ağlama nöbetleri olabilir. Bu davranışlar bir haftayı geçiyorsa uzmandan yardım almaları gerekiyor.

Damla YELTEKİN

 

 

 

Kaynak : kaleninsesi.com

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Son Eklenenler