GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE AHİLİK KÜLTÜRÜ (15.09.2021)

15 Eylül 2021 10:07
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE AHİLİK KÜLTÜRÜ (15.09.2021)

Anadolu’da birçok köklü kültürel değerlerin arasında yer alan ‘ahilik’ teşkilatı bir esnaf örgütü olarak binlerce sene geleneğini korudu. Günümüzde de Ahilik Kültür ve Geleneği, Ahilik Haftası’nda düzenlenen etkinliklerle kutlanıyor.

Anadolu’da 1200’lü yıllardan bu yana süre gelen Ahilik Geleneğinin en önemli unsurları arasında dayanışma ve kardeşlik yer alır. 13’üncü yüzyılda ortaya çıkan ve Moğol istilasından kaçan Türklerin Anadolu'da kurmuş oldukları esnaf örgütünün amacı ise Anadolu'daki Türk zanaatkarları ayakta tutmak.

Teşkilatı içerisinde yer alan örgütler, doğru yoldan şaşmadan ticaret yapmayı amaç edinerek dini ve ahlaki kuralları örnek almışlardı. Ahiliğin Anadolu'da kurulmasında fütüvvet teşkilatının önemli bir tesiri bulunurken fütüvvet, Anadolu'da ortaya çıkmış olan ve temelinde hoşgörü bulunan bir sistemdi. Esnaf ve zanaatkarlar için kurulmuş olan bu teşkilatın bir benzeri olarak Ahilik teşkilatı karşımıza çıkıyor. 

AHİLİĞİN SÖZLÜK ANLAMI

Ahi kelimesinin kökeni konusunda dil bilimciler arasında görüş birliği bulunmazken, Ahi kelimesinin kaynağının Türkçe olduğu görüşünde olanlar ‘Akı’ kelimesinin Anadolu’daki söyleniş tarzından kaynaklandığını kabul ederler. Öz Türkçe akı kelimesinin eli açık, cömert, yiğit anlamlarına geldiğini bildiren Fransız Türkolog Denny ve Fuat Köprülü, akı kelimesinin zamanla değişerek ‘ahi’ şekline geldiğini düşünürken kelimenin kökeni için farklı görüşlerde var.

 YİĞİT, ELİ AÇIK, CÖMERT

Divanü Lûgati’t Türk’te Ahi kelimesinin yiğit, eli açık, cömert anlamına gelen akı kelimesinden türediği ifade ediliyor. Ahi kelimesinin Türkçe olduğunu ileri süren dil bilimciler; kelimedeki ‘k’ harfi genelde ‘h’ şekline dönüşerek çakı-çahı, yakı-yahı, okumak-ohumah, şeklinde telâfuz edildiği gibi, akı da ahıya dönüştüğü yönünde. Anadolu’da birçok yerleşim birimine verilmiş olan ‘ahi’ adı halk arasında ‘ahı’ olarak telâfuz ediliyor. Ahı baba, Ahılar köyü gibi.

KARDEŞİM…

Ahilik kavramıyla ilgili bir diğer görüş ise kelimenin Arapça kökenli olması. Buna göre ‘Ahi’ kelimesi Ahiyye'nin tekili olan ‘ah’ kelimesine birinci tekil ilave olunarak ‘ahi’ şeklinde telaffuz olunmuş hali. Bu fikre göre Ahi'nin sözlük manası ‘kardeşim’ demek. Bu iddianın güçlü yanı, Arap kültüründe Fütüvvet Teşkilatı adıyla çıkan teşkilattan etkilenmesi ve Ahilik teşkilatının kurulması nedeniyle de ‘ahilik’ teriminin Arapça olduğu düşünülür. Ancak bu kanıt yeterli değil.

AHİLİK TEŞKİLATININ KURULUŞU

17’inci yüzyılda Anadolu’da, Balkanlar’da, Kırım’da Türkler tarafından kurulan esnaf, sanatkâr ve üretici (sanayi) birlikleri ile bu birliklerin uyguladıkları ahlâkî, siyasî, iktisadî, felsefî duygu ve prensipler anlamına geliyor. Anadolu’da birliği, refahı, toplum düzenini sağlayan ve halkın maddî, manevî tüm ihtiyaçlarına cevap verecek tarzda teşkilatlanan sivil toplum kuruluşu olarak karşımıza çıkan Ahiliğin teşkilât yönünü yoğun bir şekilde karşılaştıkları Ahi birliklerinin benzerlerini diğer İslâm ülkelerinde de rastlanılıyor. Fakat diğer ülkelerdeki Ahi birlikleri arasında önemli farklılıklar da mevcut.

AHİ EVRAN’IN ROLÜ

İslam Ansiklopedisi’ne göre; Anadolu’da Ahîliğin kurucusu olarak bilinen ve İran’ın Hoy şehrinde doğan Şeyh Nasîrüddin Mahmûd, sonraları Ahî Evran ismiyle anıldı. Özellikle I. Alâeddin Keykubad’ın büyük destek ve yardımıyla, bir taraftan İslâmî-tasavvufî düşünceye ve fütüvvet ilkelerine bağlı kalarak tekke ve zâviyelerde şeyh mürid ilişkilerini, diğer taraftan iş yerlerinde usta, kalfa ve çırak münasebetlerini ve buna bağlı olarak iktisadî hayatı düzenleyen Ahîliğin Anadolu’da kurulup gelişmesinde Ahî Evran’ın büyük rolü var.

ESNAF BİRLİKLERİNİN İDARESİ OLDUKÇA ÖNEMLİYDİ

Ahiliğe giriş için ise şerbet içmek, şed veya peştemal kuşanmak, şalvar giymek gerekiyordu. Ahîlik bünyesi içindeki esnaf birlikleri ustalar, kalfalar ve çıraklardan oluşurken, çıraklıktan itibaren birlik içinde yükselmek için meslekî ehliyet ve liyakat şarttı. Çıraklar mesleği öğrenmedikçe dükkân açamazlar, tam anlamıyla öğrendikten sonra dükkan açabilirlerdi. Esnaf ve dükkân sayıları, iş aletleri ve tezgâhlar sınırlandırıldığı gibi ihtiyaca göre mal üretimi gerçekleşiyordu. Esnaf birliklerinin idaresi oldukça önemliydi. Sanat erbabı içinde en dürüst, saygıya değer olan, genellikle yaşça büyük ve deneyimli üstatlar teşkilâtın reisi olarak anılır ve kendisine ahî denirdi.

Ahilerin, zanaat mensupları üzerinde bir şeyh gibi nüfuzu olurdu. Ayrıca esnaf arasındaki inzibatı temin eden ve yiğitbaşı (server) denilen bir ikinci reis de bulunurdu.

AHİ BABA

Bir şehirde mevcut ahîlerden birisi diğerlerine reis oluyor ve buna ahî baba adı deniliyordu. Ahî babalar, genellikle Kırşehir’deki Ahî Evran Tekkesi’ne bağlı olan şeyhler ile bunların çeşitli illerdeki vekilleri görülüyordu. Osman Gazi ile sıkı ilişkiler kurmuş olan Şeyh Edebâli de ahî şeyhlerinden idi. Orhan Gazi ise Ahîliğe ait “ihtiyârü’d-dîn” unvanını almıştı.

AHİLİĞİN TEMEL İLKELERİNİ
Ahilik, halka dönük bir kurum olarak varlığını sürdürmesinin yanı sıra, kendi ticaret çıkarını diğer meslektaşlarından üstün tutmayan kişi mutluluğu halka hizmet edip yararlı olmakta arar. Belli bir süre, bir iş basamağında kalarak olgunlaştırılan yamak-çırak-kalfa-usta hiyerarşisi kurmayı ve bu basamaklarda baba-evlat ilişkisi gibi öğreticiye candan bağlanmak suretiyle sanatı, sağlam ahlaki ve mesleki temellere oturtmayı amaçlar. Esnaf ve sanatkârlıkta önemli bir sorun olan üretici-tüketici çıkar ilişkilerini, birbirleriyle sürtüşmeye düşmeyecek şekilde ayarlarken, işe saygı ve çalışkanlık, yardımlaşma ve haksızlığın cezalandırılması da Ahilik kurumunun temel ilkeleri arasında yer alır. Ahilik geleneğine göre bir ahinin; Eli açık, cömert, yardımsever olmalı; sofrası ve kapısı açık olmalı, nesi varsa misafiriyle paylaşmalıdır. Yalandan, gıybetten, iftiradan uzak durmalı, elini haramdan uzak tutmalı; kimsenin namusuna göz dikmemeli.

AHİLİK GELENEĞİNİN DEVAMI

Ahilik teşkilatı, Osmanlı döneminde lonca, gedik kuruluşları olarak devam etmiş; Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuyla birlikte de esnaf teşkilatları yasal düzenlemelerle çalışmalarına devam etti. Bugün peştamal kuşanma yerine diploma verilmekte, esnafın ve çalışan kimselerin sosyal güvenlikleri sosyal güvenlik kurumları ile sağlanıyor. Esnafın ve çalışanlarının hakları Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birlikleri ve Konfederasyonlarca korunurken Ahilerin kurduğu esnaf ve sanatkar birliklerinin koyduğu ana ilkeler, daha sonraları bu alanda hazırlanan yasaların ve tüzüklerin temelini oluşturdu.

 Haber Merkezi

 

Kaynak : kaleninsesi.com

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Son Eklenenler