ilbet
kayseri escort
konya eskort
modabet

casino siteleri Mobilbahis Slotbar casino siteleri

istanbul escort türbanlı escort şişli escort bağcılar escort halkalı escort esenler escort bakırköy escort mecidiyeköy escort fatih escort kayaşehir escort
diyarbakır escort, diyarbakır escort, elazığ escort, elazığ escort, bursa escort, bursa escort, sakarya escort, sakarya escort, sakarya escort, eskişehir escort, eskişehir escort, adana escort, adana escort, adana escort, adana escort, adana escort,






ALAMOS GOLD ALTIN MADENİ HALKLA İLİŞKİLER ve TÜRKİYE’DEN TALEPLERİ

17.05.2021 12:32

ALAMOS GOLD ALTIN MADENİ HALKLA İLİŞKİLER ve TÜRKİYE’DEN TALEPLERİ



Daha önceki makalelerimizde Atatürk İlke ve İnkılaplarında belirtilen Devletçi ve Milliyetçi zihniyetle  MTA(Maden Tetkik Arama) raporları, Dünya Altın Rezervleri , Gazi Mustafa Kemal’in İzmir İktisat Kongresi ve Misak-i İktisadi Kararları ve başta Ülkemiz ve Çanakkale’mizin menfaatleri baz alınarak Altın Madeni faaliyetleri için sıkı denetim mekanizması altında yeraltı kaynaklarının iktisadi önemine ilişkin yatırım yapılması gerekliliğini vurgulamış, değerli okurlarımız tarafından olumlu ve olumsuz fikirlerini yazılı ve sözlü olarak tarafımıza beyan edenler olmuştu. Bu yatırımın gerekliliğine istinaden yazımız için Alamos Gold’un Türkiye iştiraki olan Doğu Biga Madencilik Genel Müdürü Ahmet Şentürk Bey’de bizzat tarafımı aramış teşekkür etmişti.

Alman Medya Kuruluşu DW (Deutsch Welle)’ye röportaj veren Ahmet Şentürk’ün hırslı  ve keskin ifadeleri yüzünden kendisi ve şirketi tüm sosyal medyada eleştiri konusu olmuş, hatta ve hatta altın madeninin yatırımlarını destekleyenler dahi ilgili röportajdan  sonra  insanlara üst perdeden bakılmamasını gerektiğini ve halkla ilişkiler nezdinde zayıflıklar olduğu ifade edilmiştir. Doğu Biga Madenciliğin Halkla İlişkiler Departmanındaki üst düzey yöneticiler ve şirket yönetici ve danışmanları neden daha yumuşak ve ruhu okşayan açıklamalar yapmaktan kaçınmaktadırlar anlamış değiliz, sadece yöredeki muhtarlar bazında halkla ilişkiler sizce yeterli olabilir mi ? ‘’elbetteki hayır’’, 2019’dan beri Halkla İlişkilerin başındaki ilgili yönetici sahaya inerek çevreci aktivist ve doğaseverlerin eylemlerine karşı hangi aksiyonları almıştır, yerel ve ulusal basında yazılı ve sözlü olarak ne gibi açıklamalarda bulunmuştur, saha faaliyet raporları nelerdir bunların açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Şirket üst düzey yöneticisinin son açıklamaları elbetteki Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Halkı  tarafından kabul edilebilir nitelikte değildir lakin perde arkasındaki asıl sorumlu olan halkla ilişkiler departmanı neden görevlerini tam manası ile ifa etmemiştir, bunlar hep muallakta kalan sorulardır. Sadece endemik bitki türlerini ve hayvanlarını koruyarak ve birtakım akademik çalışmalar yaparak entellektüel bilgi birikimi oluşmaz ve şirketin kurumsal kimliği yücelmez. Ben yöneticiyim ben kariyerliyim ben şurdan burdan mezunum bu kadar sene mühendisim demekle sorunlar çözülmez, sorunları çözebilmek için halk ile koordineli olarak çalışmak ve tevazu göstermek gerekmektedir.  Son yapılan bu hata neticesinde ilgili firma tarafından anlaşmazlıklar uluslararası boyuta taşınmış ve emsaline çok az rastlanacak bir süreç başlamıştır, dolayısı ile Çanakkale ve Balıkesir bölgesinde yer alan/yer alacak olan diğer firmaların bu hatalara düşmemesi gerektiğini bizzat vurgulamak istediğimizi nezaketle bildiririz. Madencilik faaliyetlerine ilişkin makalelerimiz hiç mi halkla ilişkiler departmanı çalışanları tarafından okunmaz, egolu olmayınız Bugün ‘’A’’ firması gider; yarın ‘’B’’ firması gelir, ‘’X’’ kişisi gider; ’’Y’’kişisi gelir. Hiçbir şahıs ve tüzel kişilik baki değildir, sadece baki olan Çanakkale’nin mukaddes vatan toprağı ve asil halkıdır. Bu topraklarda ‘’Eser’’ bırakmak isteyenler önce agresif dilden kendilerini soyutlayarak halk ile barışık halde olmalıdırlar. Stratejik yatırımlarda insanlar ile iç içe ve gayet tevazulu davranışlar sergileyerek ve kariyerlerini ve egolarını ön plana çıkarmadan yol almalıdırlar. İnsanları önce dinlemeyi bilmeliyiz ve nezaketen susmalıyız, olayların üzerine körükle gidilmesi halinde sönmeyecek bir ateşin kıvılcımı yakılmış olunacaktır.

Kanadalı Alamos Gold Şirket Müfettişleri(Denetçileri) öncelikle kendi sahalarını bizzat gezerek ve halkla ilişkiler departmanının faaliyetlerini bizzat inceledikten sonra karar verip aksiyon almalıdırlar, aşağıdaki kaynaklar kısmında belirtilen antlaşma talebi belgesi sonunda ilgili kimselere ve Kanada merkez yetkililerine  e-mail gönderilmesi halinde dahi şirket içerisindeki sorumluluklar ve ilgili faaliyetlerin Kanada’daki şirket merkezi tarafından bizzat sorgulanması mümkündür, ki zaten ön bir inceleme yapılması gerekmektedir de.  Türkiye aleyhine yol almak yerine öncelikle  ’’Ben’’ nerde hata yaptım demeyi bilmelidirler.

Kanadalı Alamos Gold’un kendi web sitesinde yayınlanan antlaşma hususlarına ilişkin dokümana istinaden; 2010 yılından beri Türkiye’de aktif olan 1 milyar doları aşan Türk varlıklarından bahsedilmiş, 20 milyon doların üzerinde ‘’ormancılık imtiyaz ve vergiler’’ dahil Türk Hükümetine katkıda bulunulduğu, çeşitli topluluklar ve sosyal girişimler için ise 25 milyon dolar yatırım yapıldığı ifade edilmiştir. Şirketin maden ruhsatlarının Türk Hükümeti makamları tarafından rutin olarak yenilenmediği ve ormancılık izinlerinin yenilenmeyerek ekonomik ve istihdam kayıplarından söz edilmiş ve İlgili şirket ve iştirakleri tarafından  Türkiye’de 250 milyon doları aşan yatırımından bahsederek uluslararası tahkim sürecini başlatmış ve 18 aydır şantiye sahasında aksiyon alamadığını vurgulamıştır. Kanada’nın önde gelen hukuk firması ‘’Torys LLP’’ tarafından temsil edilecek olup yasal olarak bilgilendirme yapılmıştır.

Özellikle belirtiriz ki; Altın Madenciliğindeki en önemli konu ‘’Arama Risk Sermayesi’’ dir. Yabancı şirketlerin mali anlamda çok güçlü olması, Turgut ÖZAL zamanında çıkartılan kanunlar ve Türkiye’nin maden potansiyeli bu toprakları cezbeder hale getirmektedir. Yerli firmalar ise  yabancı maden firmaları ile ortaklık kurarak ilgili yatırımlarını icra etmektedirler. Dediğimiz üzere arama risk sermayesi, mali anlamda gücü elinde bulunduran firmalar tarafından oluşturulmakta ve rezerv tespiti ve maden yatırımları gerçekleştirilmektedir.

Bu yazımız da  kat-i surette provokatif(tahrik edici) bir söylem ve eyleme yer verilmemiş, destek çıkılması gereken hususlar zaten daha önce desteklenmiş, eksik hususlar ve Devlet menfaatine yaramayan süreçler ise eleştirilmiştir. Dün desteklenen konular, bugün ise olayın farklı mecralara taşınması neticesinde Devlet ve Millet lehine tavrımız sergilenmiştir.

Bu madencilik yatırımına dair elbetteki haksızlar olmuş olabilir lakin Yatırımcı pozisyonunda olan Doğu Biga Madencilik firması tarafından bu yatırım maalesef ki  halk kitlelerine gerek yerelde gerekte ulusal camia da doğru anlatılamayarak sulh zemininde çözüme kavuşturulamamıştır.

BU TOPRAKLARDA, HANGİ ŞAHIS ve HANGİ TÜZEL KİŞİLİKLER OLURSA OLSUN TAPUSU YÜCE TÜRK DEVLETİ’NDE; MÜHRÜ İSE ASİL TÜRK HALKI’NDADIR.

Kadim Milletimize Saygılarımızla Sunarız.

Kaynaklar

https://www.dw.com/tr/alamos-gold-cevherin-60-y%C4%B1l-her-hakk%C4%B1-bizde/av-57040262

Yorumlar (9) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Canım Türkiyem

17 Mayıs 2021 13:04
Ahmet Bey kardeşim, emekleriniz için teşekkürler. Güzel bir yazı kaleme almışsınız. Ülkemizin doğasının korunması noktasında kendi ülkelerinde gösterdikleri duyarlılığı göstermelerini beklerdik. Nerede olursa olsun doğanın korunması tüm insanlığa vazifedir.

sezer millet

17 Mayıs 2021 13:53
BU TOPRAKLARDA, HANGİ ŞAHIS ve HANGİ TÜZEL KİŞİLİKLER OLURSA OLSUN TAPUSU YÜCE TÜRK DEVLETİ’NDE; MÜHRÜ İSE ASİL TÜRK HALKI’NDADIR. bu sözcükleri imzalıyorum .yazanın ve gündeme taşıyanları kutluyorum !!., ancak ekonomik reçeteleri dışarıda hazırlayıp bu memlekete dayatan ve insanımızı sistematik olarak fakirleştiren işbirlikçilerini' de unutmamak gerekir ., fakirleştirilen sadakaya muhtaç hale getirilen halk bu gibi sömürülere her zaman açık hale getirilirki yeraltı , yerüstü bütün kaynaklarımızı korumakta güçlük çekeriz ( ve çekilmektedir) Mevzu derin ve önemli bir milli meseledir.

AYSEL AKPALA

17 Mayıs 2021 20:43
Ahmet Bey kardeşim memleketinin doğal kaynaklarının yabancı firmaların kararlarına kalması, küresel dünyadaki işleyişin sadece görünmeyen yüzünün kücücük bir yansıması. Aslında amaç küresel büyük firmaların Ulusal sınırları kaldırıp dünyadaki acımasız liberal sisteme teslim olmamız istemesidir, perde arkasında büyük oyunlar olduğunu düşünüyorum. RABBİM bize yardım etsin sizin gibi vatanseverlere ihtiyacımız var.

Erkan Nazlı

18 Mayıs 2021 04:00
Ahmet Bey , madencilik konusundaki emeğiniz için teşekkür ederim, nacizane fikrimi belirtmek isterim: Yabancı yatırımcıların kar amaçlı yatırımlar için Türkiye topraklarını tercih etme sebeplerinden biri zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarıysa diğeri de halkın devletten kopuk ve kendini ifade etme araçlarının yetersiz olmasıdır. Halk kendine ve doğaya zarar verecek türde yatırımları cok iyi anlamakta fakat bundan dolayı devlete kendini dinletememektedir. Kurulacak devlet destekli demokratik halk meclislerine ihtiyac vardır.

Ayşen Ercan Pilevnelioğlu

17 Mayıs 2021 23:42
Ahmet Bey ,yazınızı okudum.Yabancı şirketlerle ortaklaşa yapılan vahşi maden arama çalışmalarına karşıyım.Çöle dönmüş,zehirlenmiş toprakların tapusu ve mührü bir şey ifade etmez.Şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarımızda maden aramalarının ülke çıkarları doğrultusunda,doğaya zarar verilmeden yapılmasından yanayım.Vatan topraklarımız bize atalarımızın mirası değil, emanetidir.

Madenci

17 Mayıs 2021 13:00
Ülkemizin kaynaklarını, ülkemizin birikimi ile çıkarıp ülke menfaatine kullanmak ve sonrasında da hem madenin ortaya çıkardığı ekolojik zararı telafi hem de oluşacak sosyo ekonomik zararı telafi etmek milli madenciliktir. Ülkemizde mali imkanları olanlar daha kolay ve hızlı para kazandıran rant projelerini seviyor. Malesef yerli yatırımcı olmayınca iş yabancıya kalıyor. Onlar da yatırım için şartlar koyuyor. Milli madencilik ülkemizi ayağa kaldıracak güçlü bir etkendir.

Murat Açıkyüz

21 Mayıs 2021 06:36
Ahmet bey makalenizi güncel bir konuyu da içermesi sebebiyle dikkatlice okudum bana daha çok Alamos Golda “yatırım stratejileri ndeki halkla ilişkiler noktasındaki eksikliklerini” belirten bir rapor ve önerileri gibi geldi. konuyu güncel ya da yerel tepkileri esasında ele alırsak bence iki tane seçenek var. Ya bu tabiat noktalarına hiç el sürmeyecek ya da Atatürk’ün vermiş olduğu hedefleri yani kısaca çalışan üreten tasarruf yapan, eğitim sistemini alman mantığıyla koruyan ve geliştiren dünyadaki Emsal güçlü ekonomi ve eğitim alt yapısını kuramayan bir ülke olarak eğer yabancı sermayeye buraları açacaksak en az %30-40 lık bir gelir paylaşımına razı etmek vede çalışmalarını gerçek anlamda denetleyerek çevreye verecekleri en ufak bir zararı dahi engelleyerek denetlemek ve kontrol etmektir. Burada sözü geçen kanadalı firma böyle bir zihniyetlerin öncellendiği bir ülkede kurulmuş bu teknolojiyi geliştirmiş ve büyümüştür.

Gökçay Tok

19 Mayıs 2021 16:19
Haklisiniz Ahmet Bey Niyeti duzgun olanin istikbalide duzgun olur, Eger iyi niyetli sonuclara odakli is yapilmak isteniyorsa yani ulkemize topragimiza cevremize zarar verilmeden gercekten cevreci bir sekilde is yapilip sonuc alinacaksa bunu yapmak icin gerekenleri yapmalari gerekir ve anlatmalari gerekir ve de bizim Yoneticilerimizin onlari dinlemesi gerekir , İnşaAllah devletimiz için Hayırlısı olur, Bir is yapilirken eger imkanlarda varsa yapilmasi gerekenlerden taviz verilmemesi galiba dogru olandir. Başarilarinizin devamini dilerim. Saygilarimla.

Mehmet Akif ÇAVDARCI

17 Mayıs 2021 13:29
Ahmet Bey yazınızı ilgiyle okuma fırsatı buldum. Konu çok stratejik bir konu olmasıyla ülke millet menfaatleri gözetilerek yaklaşılması gereken bir konudur.Gerek halk gerek devlet gerekse ALAMOS GOLD arasında sulh ve anlayış gözetilerek yatırıma karar verilir.Bununla beraber çevre ve doğa en birinci önceliği olmalıdır şirketin.