ilbet
kayseri escort
konya eskort
modabet

casino siteleri Mobilbahis Slotbar casino siteleri

istanbul escort türbanlı escort şişli escort bağcılar escort halkalı escort esenler escort bakırköy escort mecidiyeköy escort fatih escort kayaşehir escort
diyarbakır escort, diyarbakır escort, elazığ escort, elazığ escort, bursa escort, bursa escort, sakarya escort, sakarya escort, sakarya escort, eskişehir escort, eskişehir escort, adana escort, adana escort, adana escort, adana escort, adana escort,






OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE &BİGA YARIMADASI’NDA  ALTIN MADENCİLİĞİ

Son Güncelleme : 02.04.2021 12:04

Türkiye Cumhuriyeti’nde hiçbir yatırım yoktur ki evveliyatı olmasın, her büyük yatırımın arkasında  tarihi bir geçmiş,planlama ve projeler mevcuttur.



 Daha önce de tarafımızdan ifade edildiği üzere Akkuyu Nükleer Enerji Santrali ve Çanakkale 1915 Boğaz Köprüsü gibi dev yatırımların ilk adımları daha önce zaten planlanmış, mevcut şartların oluşması ile de aksiyon alınarak soyut hususlar somutlaşarak  vücuda gelmiştir. Devletimizin özellikle enerji ulaşım maden politikaları sayesinde oluşacak  güçlü iktisadi ve sınai teşebbüsler her safhada kalkınmamızı sağlayacaktır.

Sadece bugün değil Osmanlı Devleti ve ondan daha önceki medeniyetlerde de Biga Yarımadası’nda muhtelif birçok maden bulunmakta ve işletilmekte idi.Bölgemizdeki değerli madenler sırası ile;Troyalılar, Roma, Bizans ve Osmanlı olmak üzere birçok dönemde işletilmiştir. 19.Yüzyıldan itibaren Sultan Abdülaziz dönemine kadar devlet eliyle işletilen madenler daha sonrasında yerli ve yabancı yatırımcıların ilgi odağı haline gelmiştir. Fatih Sultan Mehmet dönemindeki kazanılan askeri ve siyasi zaferler, Devlet’in her konuda tekamülüne(olgunlaşması, gelişmesi) fırsat vermiştir. Osmanlıca tekil manada ‘’Maden’’ çoğul  manası ise ‘’Maadin’’ olarak adlandırılmaktadır. 1858 Arazi Kanunnâmesi’nin 107. maddesi ;madenlerin mülkiyeti ve alınacakvergileri, madenin bulunduğu arazinin türüne göre tayin etmesine rağmenişletme yöntemleri, imtiyaz sahiplerinin sorumlulukları, işçilerin durumları gibi birçok önemli husus tam bir çözüm sunmadığı için 1861’de ilk maden nizamnamesi(tüzük) yürürlüğe girmiştir. 1861 Maden Nizamnâmesi’nin en önemli noktalarından biri yabancılara ilk defa maden ihalelerine hissedâr olarak katılabilme imkanını tanımasıdır.  O günün şartları ve madencilerin talepleri doğrultusunda 1869, 1887 ve 1906’da
kaleme alınan nizamnâmelerle Osmanlı&Türk Maden Hukuku oluşturulmaya çalışılmıştır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk zamanında yapılan İzmir İktisat Kongresi vesile ile sanayileşme ve kalkınma politikaları oluşturulmuş Türk yasalarına ve Misak-ı İktisadinin menfaatlerine uyulması şartıyla da yabancı sermaye teşvik edilerek madencilik faaliyetleri de geliştirilmeye çalışılmıştır. Ülkemizin doğal kaynaklarının tespitine yönelikte 14 Haziran 1935’te MTA(Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü) kurulmuştur, aynı gün MTA ile birlikte ETİBANK kurularak verimliliği ve ekonomikliği tespit edilen maden sahalarının işletilmesine, üretimin gerçekleştirilmesine ilişkin görev tanımı yapılmıştır.

Atatürk’ten sonraki dönemde kurulan Devlet Planlama Teşkilatı(DPT) tarafından Madencilik Özel İhtisas Komisyon Raporları hazırlanarak Beş Yıllık Kalkınma Planları oluşturmak suretiyle ülkemizin bütün imkan ve kaynakları belirtilmeye çalışılmıştır. Altın rezervleri ve muhtelif birçok maden yatakları, maden işletmeleri, istihdam ve ülke ekonomisindeki katma değeri gibi birçok hususlar bu planda yer almaktadır. 1985’te Turgut ÖZAL zamanında Maden Kanunu’nda yabancı sermayeli firmalarında ruhsat almasına yönelik yapılan değişiklikte Türkiye’deki Altın Madenciliği Yatırımlarını hızlandırmıştır. Şu anda DPT, 2018 yılında Strateji ve Bütçe Başkanlığına(SBB) dönüştürülerek ilgili faaliyetlerini icra etmektedir.Bu makalemizde birçok resmi rapor belge, Değerli Akademisyenlerin makaleleri ve Tarihçilerin bilgileri ışığında detaylı ve tarafsız bir yazı sizlere sunulmuştur.

 

Dünya Merkez Bankası Altın Rezervleri ve Altın Üretimi

Mart 2021 yılı finansal istatistiklere göre World Gold Council(Dünya Altın Konseyi) tarafından açıklanan verilere göre Ülkemiz 526,9 Ton ile 12. Sırada yer alarak TCMB(Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası) altın rezervine sahiptir. İç piyasadaki artış ve azalış talepleri, döviz rezervi ihtiyacı ve  TCMB ile Bankalar arasındaki alışveriş gibi finansal hususlar altın rezerv oranlarını da başlıca etkileyen sebeplerdendir. Mevcut rezervlerin tüketilmesi ve madencilik faaliyetleri arasında bir ilişki söz konusu olduğu aşikardır. US GeologicalSurvey(ABD Jeolojik Araştırma Kurumu) ‘nagöre  yeraltında kalan toplam  altın rezerv miktarları da belirlenerek(tahmin) madenin topraktan çıkarılmasına yönelik mali hesaplara istinaden ekonomikliği tartışılabilir düzeye getirilerek aksiyon alınabilecektir. Alt tablodan da anlaşılacağı üzere güçlü olmanın yegane yolu rezerv büyüklüğü ve ekonomik kalkınmadır.

Aşağıdaki grafikte de 2019 WGC verilerine göre Dünya Altın Üretimindeki ilk 10 ülke yer almaktadır.

TC Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından yayınlanan madencilik raporunda belirtilen son 23 yılın verilerine göre Türkiye’nin yıllık altıntalebi yaklaşık 150 tondur. Hâlihazırda söz konusu 150 ton altın talebinin yaklaşık %15’i kendiüretimimizle karşılanmakta, geri kalanını ise ithal etmekteyiz. Oysa, Türkiye’nin 6500 ton altınpotansiyelinin henüz yaklaşık 900 tonu rezerve dönüştürebilmiş durumdadır. Bundan sonraki süreçteyeni altın kaynaklarının keşfedilebilmesi için daha fazla ‘’arama risk sermayesine ihtiyaç’’ vardır.

Altın, yerkabuğunda en az bulunan elementlerden birisi olduğu için altın madenciliğinde
aramadan üretime geçinceye kadar yüzlerce arama ruhsatının alınması ve her birinde uluslararası
kaynak ve rezerv güvenirliliğine dönük çalışmaların yapılması gerekmektedir.

Son yıllarda altın madenciliği izin süreçlerinin hızlandırılması, izin bedellerinin düşürülmesi ve bu süreçlerin kolaylaştırılmasına ilişkin hususlar sayesinde yeni maden sahaları devreye alınacaktır.

Türkiye de altın madenciliğinde yeni altın kaynaklarının araştırılması, keşfi ve işletilmesi zor bir süreci ve büyük bir sermayeyi gerektirmektedir. Ne kadar fazla risk sermayesi oluşursa o kadar fazla ekonomiye katkı oluşacaktır. Altın madeni sadece piyasa değeri ile değil oluşturduğu katma değer ile de kalkınma politikalarına büyük destek olmaktadır.

Bölgemizde Altın Madenciliği

Türkiye’de ekonomik olarak işletilebilecek(mali açıdan gelir ve gider oranında uygunluk) bir altın madeninin keşfedilip üretime geçirilinceye kadarki süre 10,15 yıldır. 2001 yılında 1,4 tonla başlayan altın üretimi git gide yeni yatırımlar ile devamlı artmaktadır. Yerli ve yabancı kaynaklı risk sermayelerinin artması maden yatırımları ile doğru orantılı bir seyir izlemektedir.

Çanakkale Vilayetinin Kartaldağ ve Madendağ(Kaletaş)  altın sahalarında 1850’li yıllarda ‘’Astyra Gold MiningCo’’ adında bir İngiliz şirketi işletme girişimlerinde bulunmuştur. ‘’Astyra’’ ismi, Yunanlı tarihçi filozofStrabo tarafından bahsedilen eski bir Troad kasabasıydı(Haliloğlu Köyüne 3.2 Km) ve altın madenleri vardı. Anadolu kökenli bir isim olan Astyra, ‘’Altın Ülkesi’’ anlamına gelmektedir.

 

Fransız Coğrafyacı ve Oryantalist VitalCuinet’inLa Turquied’Asie adlı eserinde Çanakkale ilinde işletilmekte olan iki maden bulunduğu belirtilmektedir. Çanakkale Kirazlı yatağında yer alan altın sahasının imtiyazı İngilizlere verilmiş ve AstyraMadencilik  tarafından işletilmiştir lakin altının çıkartılmasında kullanılan araçlar yetersiz kaldığı gerekçesiyle altın miktarı düşük düzeyde kalmıştır. Bu maden, Birinci Dünya Savaşına yakın yıllarda Almanlar tarafından işletildiği, Kurtuluş Savaşı yıllarında kapatıldığı ve Cumhuriyet Döneminde ise işletme ruhsatının bir Türk firmasına verildiği saptanmıştır. Cuinet’in diğer söz ettiği maden imtiyazı ise ABD’nin Konsolos Yardımcısına verilmiş olan Lapseki ilçesine yakın simli kurşun ve bakır madenidir.

Şahinli Madeni, Çanakkale Lapseki ilçesinin 10 km güneydoğusunda bulunan Şahinli Köyü yakınındadır. Lampsakos olarak adlandırılan Lapseki’de de eskiçağa ait bir altın işletmesi bulunmuştur. Alt haritada da ülkemizde gümüş ve altın yatak ve sahaları gösterilmektedir. Anlaşılacağı üzere bugünkü firmalar aslında antik dönemde var olan maden işletmelerinin devamı niteliğindedir. Binlerce yıllık kadim bir geçmişe sahip olan bu madenler, yeraltından çıkıp  ülke ve yöre ekonomisine katma değer oluşturmak için bugün çaba göstermektedirler.

Çanakkale Bölgesinde şu anda Tümad ve EsanMadencilik , Alamos Gold ve Cengiz Holding’in hisselerini satın aldığı Liberty Gold ve TeckResourcesLtd’nin maden sahaları bulunmaktadır.

Yandaki veriler MTA Genel Müdürlüğünün eski dönem çalışmalarından alınmış olup Çanakkale ili, bulunduğu jeolojik bölge itibariyle maden rezervleri ve çeşitliliği bakımından zengin bir sahaya sahiptir. Bu veriler ışığında da ilgili firmalar aksiyon almaktadır. Güncel bilgileri ise internet kaynaklı MTA dokümanlarından bulabilirsiniz.

Sonuç ve Önerilerimiz

Altın Madenlerinin olduğu sahalar (özellikle Kirazlı Projesi)Kazdağlarılokasyonunda yer almamaktadır, örneklendirerek anlatacak olursak Kazdağları(İda) uluslararası bir meşhurluğa sahip olduğu için Halkımız da bundan halis niyetle istifade etmek niyetindedir, bu durum şuna benzer; Assos(Behramkale) turizm potansiyeline sahip dünya çapında meşhur bir yerdir, buraya yakın Ayvacık’ın sahil köylerinden olan BüyükHusun, Kozlu,Sazlı,Kayalar,Ahmetçe ve Arıklı Köyleri de Assos ismini muhtelif işletmelerde ve yöresel turizm tanıtımlarında kullanmaktadırlar. Assos’un antik taş yapıları ve ilgili köylerin  çam ağaçları ile çevrili deniz ve doğa manzarası,bir yap boz’un parçaları gibi bütünleyici niteliktedir. Assos isminin birden fazla yerde kullanılması cezbedicilik katmakta ve coğrafi açıdan popülaritesine katkı sağlamaktadır. Kazdağları’nda altın madeni çıkarılıyor denmesi aslında özellikle Kazdağları kadar güzel yüce efsane bir yer isminin medyatik anlamda kullanılması ve dünya çapında ve ulusal kamuoyunda anti bir politika yürütülmek istenmesidir.

Çanakkale Bölgesi, tarihte geçen savaşlar ve altında yatan onca şehit ve gazi ile mukaddes ve kadim toprakları asil yüreğinde barındırır. Özellikle AlamosGold’un Türkiye iştiraki Doğu Biga Madencilik, Liberty Gold ve Cengiz Holding firmalarının Halkla İlişkiler Departmanları , halka gayet şeffaf ve entellektüel bilgi birikimlerini yöre halkının anlayacağı şekilde aktarmaları onların bu mukaddes topraklara yapacağı kutsi görevleridir. Sosyal medya hesaplarından ‘’sponsorlu reklamlar’’ ile ilgili hedef kitlelere ulaşmaları ve bilimsel veriler ve Osmanlı’dan bu yana madenciliğin gelişimi ile ilgili bilgilerin aktarılması sonucunda doğru bilgi akışı mümkündür.  Entellektüel bilgi birikimi sadece bugünün şartlarının ortaya koyduğu çalışmalar değil geçmiş ve geleceğin sentezi(tarihi,iktisadi,askeri) ile ortaya konan bilgiler bütünüdür. Biga Yarımadası’ndaki madencilik faaliyetlerinin Osmanlı Döneminde Sultan 2. Mahmut’tan başlamak suretiyle Erken Cumhuriyet Döneminden Günümüze kadar tüm madencilik kanun ve yatırım silsilesini Osmanlı Maden Nizamnameleri ve Kanunnameleri, Ayniyat ve Tapu Tahrir Defterleri,İmtiyazat ve MukavelatBelgeleri ve  Ulu Önder Atatürk’ün misak-i iktisadi çalışmaları baz alınarak özellikle TC Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı nezdinde ilgili arşivlerin incelenerek yatırımlar silsilesinin ilgili kitlelere anlatılması ve halkla ilişkiler mühendisliği yapılması gerekmektedir.Taraflar arasındaki bu uyuşmazlığın, akılcı politikalar ve madenciliğe dair geçmiş dönem politikalarının ve arşiv dosyalarının incelenmesi ve ortaya konması ile giderilebilmesi mümkündür. Bu topraklarda geçmiş dönem bunlar vardı ve faaliyetleri de şunlardı denilerek yöre insanlarımıza geçmişten geleceğe bir meşale tutmalıyız.

Bu Devletin vatanına ve milletine sevdalı mert evlatları vardır, ajandalarına bakarlar ve bu asil topraklarda tam bağımsızlığa gidecek hangi hususların günümüz şartları ile entegre olması  söz konusu ise kronolojik sıraya göre yazarlar ve olayları tarihi ve mali açıdan günümüz ile  senkronize ederler. Türk Milletinin İstiklalinin ve İstikbalinin önünü açacak istikamette her daim üretken bir zihniyet ile çalışırlar, eğitimimiz ve kariyerimiz her ne olursa olsun çözümsüzlük değil çözüm üretecek planlar ve projeler sunmak hepimizinyegane mukaddes görevidir. Tarihten gelen bir misyon ve o misyonun oluşturduğu entegre bir vizyon, Çanakkale ruhunu yüceltecektir.

İçimizde hiçbir zaman GertrudeBell, Edward Lawrence, HeinrichSchliemann zihniyetindekilerin barınmaması dileğiyle…

Bu vesile ile hürmetlerimizi sunarız.

 

 

Yorumlar (4) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

İbrahim Zoroğlu

02 Nisan 2021 13:21
Ahmet bey, elinize yüreğinize ve En kıymetlisi Kaleminize sağlık. Tarafsız olarak ancak bu kadar güzel anlatılabilir bu konular! Çok teşekkür ederim. Kolay gelsin, selamlar.

Gokcay

03 Nisan 2021 12:57
Cevre insan ve hayvanlari dusunerek her gelisme yapilabilir para ikinci planda olursa hersey Allahin izniyle daha güzel olur. Elinize sağlik Ahmet Bey. Saygilar.

Murat Alapay

02 Nisan 2021 23:12
Tebrik ederim gayet güzel, sarih bilgiler paylaşmışsınız. Hem de cozum süreçlerine ilişkin alınabilecek siyasi, iktisadi ve sosyolojik öneriler ile. Sağlıcakla

Hanife ates

02 Nisan 2021 19:12
Emeğine sağlık kardeşim yine enfes ve bilgilendirici bir yazı olmuş kalemine yüreğine sağlık devamını dört gözle bekliyoruz